• Emre Kutlu

Yatırımcıların Son Dersi “Sinemia”

2015 yılıydı, SturtUp Turkey etkinliğinde kendi girişimim olan Bukurye ve Rıfat Oğuz’un girişimi olan Sinemia çeyrek finale kalmıştı.


Daha sonraki aylarda Bukurye ve Sinemia Vodafone’un startup ekosistemine seçilmiş ve bu girişimlerin sahipleri olarak, Rıfat Oğuz ile birlikte Ankara’da bir etkinliğe davet edilmiştik. Vodafone tarafından alınan biletlerimiz ile Sabiha Gökçen havalanında normalden yaklaşık bir saat erken gittiğimiz uçağımızı beklemeye başlarken hararetli sohbete başladık. Hayatımda hiç uçak kaçırmamış ben ve yine hiç uçak kaçırmamış Rıfat o gün bir saat önceden gittiğimiz uçaklarımızı koyu sohbet sebebi ile kaçırmış ve kendimize kıza kıza yeni bir bilet alıp Ankara’ya gitmiştik. Koyu sohbetimizin ana konusu iş modellerimizdi. Kendi iş modelindeki tedirginliklerini dile getiren ve riskleri anlatan Rıfat aslında şu anda karşı karşıya kaldığı durumu 4 yıl önce görmüştü. Türkiye’de Sinema salonlarının tek bir tekelin elinde olduğunu çok iyi bilen Rıfat, “ya bana bilet satmazlarsa, iş modelim çöker” diyerek tedirginliğini anlatıyordu. Sonraki günlerde tamamen tesadüfen ünlü sinema şirketinin avukatı ile tanışmış ve hikayeyi ona anlatmıştım. O da “evet Emre, bu durum bizi rahatsız ediyor. Şimdi değilse de ileride bu girişim bizim önümüzde ve bizden büyük hale gelmeye başlarsa önünü kesmek zorunda kalırız” demişti. Belki bu firmanın şikayeti ve teşvikleri ile belki de değil ama bu düzenleme bir yasa ile geldi ve toplu Sinema bileti satışı yasaklanarak Sinemia’nın sonu getirilmiş oldu. Tabi burda şunu da söylemek gerekir ki Sinemia tek bir darbe ile çökmedi, dengesiz hızlı bir biçimde Amerika pazarına açılan firma aylık harcama giderlerini düzgün planlayamayarak yatırım paralarını rekabete harcadı ve Amerikadan da parasını tükettiği için çekilmek zorunda kaldı. Bunun yanında Türkiye’deki gelişme de ölümcül darbe olmuş oldu.


Öncelikle Rıfat’a geçmiş olsun der ve şimdiye kadar ki gösterdiği cesaret ve çaba için kendisini tebrik ederim. Asla klasik bir ağız ile “çok büyüyünce bizi tanımadı, mesajlarımıza cevap vermedi” gibi bir fakir edebiyatı yapmayacağım :) ama gerçekten de öyle yaptı :) buradan da kendisi bir ders çıkartır diye düşünüyorum. Benim bu yazıda odak konum Rıfat değil. Rıfat’a yatırım yapan şirketler. İlk yatırımını Aslanoba Capital’dan almıştı. O aşamada Rıfat ile çok telefonda konuştuk. Aylar sürmüştü. Yatırımı aldı ve sonrası çorap söküğü gibi geldi. Başarılı pazarlama teknikleri uyguladı ve sinemia müşterilerini bir üyeden elde edebileceği bir davetiye ile sisteme aldı. Referans istedi. Herkesi almadı. Bunu ikibinlerin başında Gmail yapmıştı. Herkes gmail davetiyesi kapmak için birbirine yalvarırdı. Sinemia da paralı bir sistem olmasına rağmen hızla kulaktan kulağa bir popülarite elde etti. Paranı versen dahi Sinemia üyesi olmak bir ayrıcalık gibi lanse edildi ki bundaki başarı Rıfat’ın stratejisidir. Başarısızlıklara gelince…


Yatırımcıların kendisine sorması gereken :

Biz iş modelini incelerken bu riski hiç mi görmedik? Gördüysek neden ilgili riski oluşturan sinema salonu şirketi ile irtibata geçerek görüş talep etmedik? Bu kadar riskli bir iş modeline bu kadar yatırımı neden yaptık?


Rıfat’ın kendisine sorması gereken :

Ben iş modelimdeki riski gizleyerek önce kendimi sonra yatırım şirketlerini avutmak suretiyle iyi bir şey mi yaptım? Hep aklımda olan bu risk için B planını hazırda tutsam böyle olur muydu?


Benim tüm bu olaylardan çıkarttığım ders, gerçekten iyi bir ürününüzün, iş modelinizin ve takımınızın olması çok önemli ama bundan daha önemli bir etken var ki o da şans…

Tüm girişimcilere ve yatırımcılara bol şans…


P.S. Sinemia’nın müşterilerine paralarını geri vermeyerek onları bankalara yönlendirmesi bence hem Rıfat’ı hem de yatırımcılarını ileride girişimcilik ekosisteminde zor durumlarda bırakabilir.


Emre Kutlu

0 görüntüleme

© 2023 by Emre Kutlu

  • LinkedIn - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • Pinterest - Siyah Çember
  • Facebook - Black Circle

Follow me on social netwroks